Ana Sayfa EREĞLİ, KÜLTÜR-SANAT, YAŞAM 13 Nisan 2022 316 Görüntüleme

Ereğli’de Eski Ramazanlar ve Ramazan Uygulamaları

kardesleryaziicimasa

Ereğlili emekli bürokrat Tevfik Gürbudak’ın, Ereğli’de yaşanan eski Ramazanlarla ilgili derlediği yazısını, Ereğli Ajans okurları için derledik.

(1925 yılında Ereğli’de doğan Tevfik Gürbudak, sorgu hakimi Tevfik Efendi’nin torunu ve Ereğli eski belediye başkanlarından Suphi Gürbudak’ın oğludur)

Ramazan Ay’ının insanlar üzerinde oluşturduğu manevi huzurun yanısıra yardımlaşma ve dayanışma da bu ayda ön plana çıkar. Ramazan Ay’ı, dijitalleşmenin olmadığı, komşunun komşuya, insanın insana saygısının büyük olduğu eski zamanlarda daha anlamlı ve daha güzel yaşanırdı.

Ereğlili emekli bürokrat ve yazar Tevfik Gürbudak, Ereğli’de yaşanan eski ramazanları kaleme aldı. Gürbudak tarafından kaleme alınan “Ereğli’de Eski Ramazanlar” yazısını sizler için derledik.

İşte Tevfik Gürbudak’ın kaleminden Ereğli’de Eski Ramazanlar…

-RAMAZAN İÇİN ÖN HAZIRLIK-

“Şaban ayı girdi mi, Ramazan için ön hazırlıklar başlardı. Çünkü geçmişte Teknik olanakların sağladığı kolaylıklar günümüzde olduğu kadar gelişmiş değildi. Bundan dolayı da evlerin yapımı ve tamiri kısa sürede yaptırılamaz yiyecek giyecek ihtiyaçları da hazırlanmış olarak satın anlamazdı. Ereğli toplumunun geliri büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa bağlı olduğu için Ramazan harcamalarda yılların bereketine göre büyük değişiklikler gösterirdi”

-BİNALARDA ÖN HAZIRLIKLAR-

“Binaların evlerin iç bölümünde bulunan ahşap kökenli bütün kapılar, pencereler, iç panjurlar, dolaplar, ağzı açıklar, yüklükler, raflar, taban tahtaları ve tamam direkleri; Çavdar saman kaynatılmış sıcak su ile silinir, bu uygulamada ahşap namına ne varsa hem tozundan arındırılmış hem de huzur veren açık bir renge boyanmış olurdu. Duvarlar Samanlı çamurla sıvanmış olduğundan beyaz topraktan elde edilmiş beyaz bir boya ile (kireç) badana edilirdi”

-MUTFAKLARDA ÖN HAZIRLIKLAR-

“Ambar kiler ve mutfak odadaki yiyecek ve içecek küpleri, sandıkları, sepetleri ve seleleri gözden geçirilir eksik ve bitmiş olanlar tamamlanır. Olmuş ve çürümüş meyveler ayıklanır, kalanların yerleri değiştirilir.

Bandırma, köfter ve pekmez gibi tatlı çerezlerin bulunduğu kapların ağızları sulanarak şekerlenmesi sağlanır; üzüm armut kelek turşularının eksilen tuzlu suları ve sirkeleri tamamlanır böreklik un ve nişasta Rutubet görmeyecek bir yere yerleştirilirdi”

-AİLEDE GÖREV DAĞILIMI-

“Şaban ayının son haftası, ailenin ev işlerini yöneten büyük hanım; gelinlerini ve bekar kızlarını; evli-bekar oğullarını; ergenlik çağına girmiş torunlarını huzurunda toplayarak birkaç gün sonra başlayacak olan Ramazan hakkımdaki planlarını ayrıntılarıyla anlatırdı. Her bir için uygun gördüğü görevleri açıklar mealen şöyle bir Konuşma yapardı.

” Bizler Melek değil insanız birbirimizi istemeden, bilmeden; Hatta isteyerek bilerek incitmiş gücendirmiş olabiliriz ve bu kırgınlıklar bugüne değin sürmüş de olabilir…

Bayramlarda küsler barışacak kalpler yumuşayacaktır. Kin, dargınlık, bizim ailemize Özellikle de bizim dinimize yakışmaz”

-SAHUR-

“Ereğli’nin geleneksel Ramazan gecelerini renklendiren ve mistik bir ortama bürüyen unsurlardan ibadetlerden biri de hiç kuşkusuz sahurlardı. En hayırlı sahur yemeği en geç yenen yemektir.” mealinde hadisler olduğu söylene geldiğinden sahur yemekleri ‘imsak’a en yakın süreçte yenirdi.

Ailenin sahur işlerini yüklenmiş olan görevli hanım, daha önce kurmuş olduğu zilli saatin sesini duyar duymaz yatağından fırlar; gerekli lambaları yakar ellerini ve yüzünü yıkar kendine bir çeki düzen verir, sahur yemeğinin hazırlıklarını yapar, çayı demler ve ev halkını uyandırırdı.

Sahurda az ve hafif yemek geleneksel bir kural olduğu için yağlı ve etli yemeklerden kaçınılır, çoğunlukla tahinli börek gibi yiyecekler çayla birlikte yenirdi. Çay yerine ekşi erikli, vişne ve diğer meyve kaklarından yapılan hoşaf içilirdi”

-ESKİ EREĞLİ İFTARLARI-

“İftar, oruç tutan kişinin akşam ezanı ile birlikte orucunu bitirmesi vaktidir. Ereğli’de eski Ramazanlarda iftar sofralarına ailecek oturulurdu. Evli de olsa, evi ayrı da olsa çocuklar, iftarlarını baba ocağında yaparlardı. Bu, aynı zamanda iftar sofrasının birlikte ve dayanışma içerinde hazırlanması anlamına gelirdi.

İftar vaktine 5-10 dakika kala aile büyüğü olan erkek veya kadın (kocabey veya kadınaba) sofraya buyur edilir baş köşeye oturtulur. Daha sonra da yaş sırasına göre diğer bireyler oturur, hizmet edecek gençler bir kenarda ayakta dururlardı. İftar vaktinin geldiğini bildiren top atılınca servis başlardı. Sofra düzeni, servis şekli ve yemekler ileride verilecek ziyafetlerin aynısı olurdu ki ziyafetlerde yanlışlar yapılmasın.

Sofra büyüğünün besmelesi ve tuz yalaması ile başlayan yemek sona erince, aile içindeki sesi güzel en bilgili olan dualar okurdu. Bir uçtan sofra kaldırırken, diğer uçtan çay servisi başlardı. Hemen sonra da camiye akşam ve teravih namazları kılmak için gidilirdi. Kadınların büyük bir çoğunluğu akşam ve Teravih namazını evde ve imamlık yapabilecek bir hanımın arkasında kılarlardı. Namazdan dönen erkekler kendi aile bireyleri alarak evlerine döner böyle değer iftar yemeği sona ermiş olurdu.

-RAMAZAN DAVETLERİ VE UN DAĞITIMI-

“Zengin görgülü ve Hanedan aileler Ramazan süresince Ergin toplumun çeşitli katmanlarından 5-10 sofralık konuk davet eder, davetlileri kendi arabalarıyla evlerinden alırlardı. Sofra düzeninde sadece kadın erkek ayrımı yapılır, başka hiçbir şey dikkate alınmazdı. Mükemmel bir sofrada yemek yiyen davetliler, yine ev sahibinin arabaları ile evlerine gönderilir, fakir olanlara da yiyecek içecek paketleri, bir parça da harçlık verilirdi.

Un fabrikası veya değirmen olanlarla çok zengin olanlar, gece karanlığında çuvallarla un dağıtırlardı. Özellikle belirtmek gerekir ki un dağıtımı için harcanan para zekattan düşülmezdi.

trendmasa
sitesolreklam
verayan
Hazır Site by Uzman Tescil webmaster